Öncelikle bir Galatasaraylı olarak, takımımı ve yalnızca hak eden taraftarımızı kutluyorum. Nice şampiyonluklara inşallah. Uzun bir çabanın, azmin ve yorgunlukların eseri olarak, aldığımız bu ödüle gölge düşüren olaylarla dolup taştı haber bültenleri. Malesef.
Bana bu paragrafı “Malesef” ile bitirten gözüme çok batan iki olay var aslında. Taraftarlığın, canavarlığa, hatta kahpeliğe dönüşebildiğini gördüm. Bu sözlerimin kimi incitip kırdığı umrumda değil, çünkü bi tarafta “Hayatını kaybeden” daha 12′sinde bir “ÇOCUK” var. Diğer tarafta ise, her fırsatta vatanını duyunca mangalda kül bırakmayıp, yenilgiyi hazmedemeyince devletin polisine saldıran, zarar veren namussuzlar.
Evet, tek başına cesareti olmayan, ama arkasındaki kuru kalabalığa güvenip, taş attığınız, dövdüğünüz, anasına avradına sövdüğünüz kocaman adamlar var. Evet, arabaları parçaladınız, iş yerlerinin camlarını indirdiniz, kendinizce “İşte biz buyuz, bakın, görün!” dediniz. Tebrikler.
Unuttuğunuz bi kaç şey var;
O dövdüğünüz insanlar, aile babası, öldüğünüz çocuk daha hayatı görmedi ve camını indirdiğiniz dükkanların masraflarını sizi yapıp dışarı salan babalarınız ödemiyor.
Farkında mısınız bilmiyorum ama taraftarlık bu değil, bu kendinizce verdiğiniz tepkiler, bizim milletimizin, bir spor uğruna kendi kendini kırmasının bir göstergesi.
Taraf olmak, iyi günde kötü günde, desteklediğin safta olmaktır. Ve unutmayın, bizim ilk gelen taraftarlığımız, insanlığımız, vatanımız ve kültürümüzdür.
Şimdi söyleyin hangi taraftasınız?
Ş.Erer
