Şevket ERER – Offical

Şevket ERER'e ait Resmi Web Sitesi. Referans çalışmaları, günlük ve gündeme dair yazıları gibi paylaşımlar içeriyor.

AdSense Genisliyor: Adsense Kumar Reklamlari

Evet arkadaşlar, artık sitelerinizde Kumar Reklamları yayınlanabilecek. Adsense kumar reklamı kategorisinide yelpazesine ekliyor. Adsense’in son bildirimi içeren mail’de şunlar var:

Geniş bir potansiyel reklamveren yelpazesine erişim sağlamak için, AdSense yayıncılarımızın kullanımına sunulan reklam kategorilerini sürekli gözden geçiriyoruz. Bu amaca yönelik olarak, 11 Ekim’den itibaren AdSense ağında gösterilmeye uygun Google reklamları envanterini, güvenilen reklamverenlerin kumarla ilgili reklamlarını içerecek şekilde genişletiyoruz.

AdSense program politikalarının, para kabul eden veya kullanıcılara bahse girerek para veya başka ödüller kazanma fırsatı sunan sitelere reklam yerleştirilmemesi yönündeki yasağının devam edeceğini lütfen unutmayın. Ayrıca, bu yeni reklamlar yalnızca kumarın yasal olduğu bölgelerdeki kullanıcılara gösterilecektir. Bu bölgeler, son kullanıcının yerine göre belirlenir. Bu yerlerin tam listesini buradabulabilirsiniz. Son olarak, yayıncılar, sitelerinin 18 yaşının altındaki kullanıcılara yönelik olması durumunda bu yeni kategoriden reklam almamayı tercih edebilirler.

Sitenizde kumar reklamlarının görüntülenmesine izin vermek istiyor ve bu reklamların içeriğinize ve kitlenize uygun olduğunu düşünüyorsanız, AdSense hesabınızda bu kategoriyi etkinleştirebilirsiniz. Sitenizde görünebilecek reklamların kategorileri üzerindeki kontrolün sizde olduğunu anımsatmak isteriz. İstediğiniz zaman kategori filtreleme seçeneklerinizi gözden geçirebilir ve bu talimatları izleyerek değişiklik yapabilirsiniz. Kumar kategorisini etkinleştirerek, reklam kodunu yerleştirdiğiniz sitelerin 18 yaşının altındaki kullanıcılara yönelik olmadığını onaylamış sayılacağınızı hatırlatmak isteriz.

Sitenize kumar reklamlarını almak istemiyorsanız, herhangi bir işlem yapmanız gerekmez. Hangi yeni reklam kategorilerinin kullanıma sunulabileceğini görmek için kategori filtrenizi düzenli olarak kontrol etmenizi öneririz.

AdSense’ten elde ettiğiniz getiriyi en üst düzeye çıkarmanıza yardımcı olmak için, kullanımınıza sunduğumuz reklam envanterini büyütmeye devam etmeyi amaçlıyoruz.

Saygılarımızla,

Google AdSense Ekibi

Galatasaray – Real Madrid (El Galasico)

Gece oynanan Galatasaray – Real Madrid maçını son anına kadar izlemiş biri olarak, maç hakkındaki yorumlarımı yapayım.

11 Yıl geçmiş üstünden, Real Madrid gerçekten takım olmuş, mükemmel paslaşmalar, çalımlar şutlar kafalar… Neye uğradığımı şaşırdım bi ara.

Güzel bir karşılaşma olmadı. Çünkü biz ilk golü attıktan sonra Real Madrid futbol oynadı, Galatasaray olarak sadece seyrettik. İlginç olan, Galatasaray’da eski oyuncuların hiç adın anılmaz olmuş. Acı bi gerçek ama topu yeni gelenler oynuyor. Dünkü maçta en gözle görülür oyuncular, Eboue, Melo, Ceyhun, Muslera ve Ujfalusi beşlisiydi. Acı bir gerçek eski oyuncular çok sönük kaldırlar. Sabri hariç tabiki. O’na özel bir yazı dizisi bile çıkarabilirim.

Oyunculardan notlar:

  • Eboue: Mükemmel bir oyun çıkardı, SüperLig’de de böyle giderse çok iyi bir form yakalar.
  • Felipe Melo: Defansif oyun tarzıyla dikkat çekti, Eboue’nin arkasını sağlama alan adam.
  • Ceyhun: Güzel işler çıkartabileceğie benziyor, ancak kondisyon çalışması lazım.
  • Ujfalusi: O tam bir karayip korsanı, onu tanımayan birisi, futbolcu olduğuna gerçekten inanmaz, basenlerindeki fazla bir kaç gramı vermesini tavsiye ederim.
  • Muslera: Ekranlarda onu Buggs Bunny’e benzetebilirsiniz, çevikliğiyle ve dişleriyle benziyorda. Ama onda bilinmeyen bir özellik daha var, 6.hissi çok kuvvetli.
  • Sabri: Fatih Terim’in ömür törpüsü olma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor, tabi Fatih Hoca’yı tüketirken bizide bitiren Sabri, iyi niyetli ama başarısız futboluyla bu sene çok eleştiri alacağa benziyor.
  • Engin: Maç çıkışı herkes, Engin çok kilo almış yaa! gibi efektler vererek, Engin’in kilolarından bahsetti ama bu transferin baştan yapılması konusunda şüpheliydim zaten.
  • Çağlar: Sabri çıktıktan sonra, sağolsun onun yokluğunu hissettirmedi bize. Uzun ve isabetli paslar, kaliteli paslar falan.
  • Fatih Hoca: Maç boyunca Morinho’yu iplememe hareketleri, Sabri’yi boğabilecek durumdayken, “Olum sen niye böyle yapıyon? Sabri canımı sıkma koçum tamam mı?” gibi terimlerle Sabri’ye bağırmaması, akıllarda “Acaba ne içipte geldi? tarzı sorulara sebep olsa da o bir karizma.

En nihayetinde, durum böyle, Galatasaray artık gerçekten Sağlam adımlarla ilerliyor. Haydi hayırlısı diyelim.

İşte maçın özeti:

Super Kupa Barcelona’ya gitti!

Öncelikle “bir Real Madrid sempatizanı olarak” Barça’yı kazandığı bu kupadan dolayı tebrik etmiyorum. İçimden gelmiyor :)

Maçın tamamını izlemiş biri olarak, izlenimlerimden bahsedeyim.
Yüksek temposuyla “El Clasico” terimini tamamıyla yansıtan bir maç oldu. Gerçekten izleyenlerin nefesini yer yer tutup yer yer bıraktığı anlar bolca mevcuttu. Morinho-Guardiola savaşı, efsane olabilecek maçlara sahne olmaya başladı, bu yönden seyir zevki tavan yapıyor.

Ve en önemlisi Messi vs. C.Ronaldo rekabeti, gerçekten belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bariz fark edilen bir şey daha var: C.Ronaldo Bernabau’da, Messi de Camp Nou’da coşuyor. Bu bir stratejimi, yoksa psikolojik baskmıdır bilinmez ama bu artık çok belirgin bir sorun haline geldi.

Oyuncularla ilgili küçük notlarımda ise şunlar var:

  • Coentrao: Gerçekten müthiş bir oyuncu, dinamo gibi çalışıyor.
  • Pepe: Ölüm makinesi! Onun yaptığı faulleri yapmak her yiğidin harcı değil, vicdan meselesi.
  • Mesut Özil: O bizim gururumuz, Real Madrid’in 10 numarası artık bir TÜRK!
  • Iniesta: Bu adamı anlatmaya gerek var mı bilmem ancak surat ifadesi beni korkutuyor.
  • Pedro: Barça’nın en büyük avantajlarından olan “Çalım yeteneği kuvvetli” forvetlerden biri.
  • David Villa: Bütün maç onun oyunda olduğunu unutabilirsiniz ama öyle yerlerden öyle vuruşlar yapıyor ki, baka kalıyorsunuz.

Not: Nacizane görüşlerimdir… İsmi geçen futbolcuların üzülüp kırılmalarını istemem :)

Saygılar…

Bereket-i Ramazan!

Onbir ayın sultanı, bereket ayı, beraat ayı gibi birçok ismi bulunsa da içinde bulunduğumuz şu ay: Rahmet yağan “Ramazan” ayıdır, herkese nasip olmaz İYİ DEĞERLENDİRELİM. Yıllar önce bir dergide okuyup hatıra satırlarımda kalan bir yazıyı paylaşmak istiyorum.

Ramazan’ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü’minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı…
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü’minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.

Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur’ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü’minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.

Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.”(1)

Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü’min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah’tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

“Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah’a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.