Uzun süredir(algılarım açıldığından beri), düzenli olarak insan sentezi yapıyorum.Bunu bir iş yada bir görev olarak değil, bir hobi, efendime söyleyeyim bir popi gibi ilgilenmeyi sevdiğim bir durum olarak görüyorum. Bazen insanları izleyip güldüğüm oluyor. Bazen gördüğüm anda dünyalar başıma yıkılıyor. Farklı insanlar farklı ilhamlar alıyorum.
Bu yazımda da bu ilhamlardan bahsedeyim diyorum. Gördüğüm kadarıyla, tüm insanlık aleminin zamanını geçirdiği belirli aktiviteler var. Demekki “Press TV Röportajı’ndaki Arkadaşımızının” dediği gibi “Herkesin bir popisi vardır”. Bundan yola çıkarak konuyu anlamaya çalışmak daha mantıklı gelmeyi başladı bu röportajı izledikten sonra. Arkadaşımızın konuşmasındaki amaç “Kafasına Göre Herkes, Karışma Merkez” mesajını tüm dünya’ya hadi dünya demiyelim tüm Türkiye’ye yaymaktı belkide.
Ve o bunu başardı. Kendisi canı gönülden kutluyor, selamlarımı iletiyorum. Evet biliyoruz ki hepimiz saçma/saçmaolmayan şekillerde eğlenip zaman geçiriyoruz. Peki neden “moda kavramı” genç/yaşlı herkesin iliklerine kadar işlemiş durumda? Merak ediyorum. Arkadaşımızın da dediği gibi “Herkes istedüğü şekil geyinir” neden moda denen saçmalığa uyma zorunluluğu hisseder insan.
Evet modaya da salça olduktan sonra geçiyoruz sonuç bölümüne, anlatmak istediğim şey şu aslında:
Her birey kendi çerçevesinde özel bir varlıktır, ve herkesin bakış açısı farklıdır, bunu Yaseminin Penceresi programında yıllarca görmüşüzdür hepimiz. İnsanların ortak olarak güldüğü ve ağladığı şeyler vardır elbet ancak hiç kimse birbirini tam anlamıyla karşılamaz. Yapışık ikiz de olsanız mutlaka fark vardır arada. Duygusal farklılıkların oluşum sebebi de aslında budur. Bir olaya gösterilen reaksiyon her bireyde mutlaka farklılık gösterir. Belki göz görmez ama hissiyatlar asla denk değildir.
Bize düşen de herkesin popisine saygı duymaktır. Çünkü “Herkesin bir popisi vardır, olmalıdır ve olacaktır da…”
Hadi görüşürüz