Şevket ERER – Offical

Şevket ERER'e ait Resmi Web Sitesi. Referans çalışmaları, günlük ve gündeme dair yazıları gibi paylaşımlar içeriyor.

Buna da kapama gozlerini…

Sakin başladım güne, her zaman olduğu gibi daha iyileştirmek için herşeyi… Uğraştım yine her gün olduğu gibi, çabaladım bişeyler için, sonucu biliyordum ama umut hiç terketmeyen bi zehirdi benim için. Ve yine zehirledi hayallerimi. Her zaman olduğu gibi sabredebileceğimi düşündüm. Ama artık ne şeytana karşı koyabiliyorum, ne de sallanana hayallerimi tutabiliyorum.

Çok yoruldum. Olduğum gibi görünmemekten, rol yapmaktan çok sıkıldım. Sırtımı döndüğüm anda vurulmaktan, gözümü kapadığım anda soyulmaktan, çok bunaldım. 24 Saatimi mutlu geçirememekten bıktım. Çok yoruldum. Pamuk ipliğine bağlı yaşamaktan. Sabır sınırlarımı zorlamaktan, bu da geçer demekten. İlerde gördüğüm karanlıktan korkmaktan bıktım.

ve artık
YALAN DUYMAKTAN bıktım. Bu kadar zor olmamalı, bu kadar yalan söyleyebildiğin insanları atmak. Artık katrelerini sayıyorum sabrımın. YETER kelimesini hep duymak beni boğuyor.

Gözlerimi kapatmamı sağlayan şarkıları defalarca üst üste dinlemekten, kendimi kandırmaktan yoruldum. Belki de bu yüzden çok sinirliyim kendime.

Artık kendime sinirlenmektense herkese kafa tutmayı yeğliyorum.
Asi, ama mutlu olmak varken, uysal ve kandırılan olmak artık bana göre değil.

..

.

Ş.Erer

*Mutlaka dinleyin.

Ulan insanlik senin evin yok mu? Neden hep bende kaliyorsun?

Küçük bi isyan olarak algılanmasında problem görmüyorum. Fakat ne hayata, ne de yaradana. Kafama göre takılıyorum işte. İnsanın yapısından mıdır bilinmez ama son zamanlarda ne yaşarsa ona göre konuşurmuş. (Yapılmayan bi araştırma :)

Nerden başlayayım ki bilemedim şimdi.
Bugün neden kendime böyle bi soru sorduğumu düşündüm. Anladım. Yazdım. Hani hep derler ya, yapılan söylenmez diye. Ben o konuda “yavşaklık” durumlarında bu kuralın geçerli olmadığını düşünüyorum. Bunu hep söylerim. Dost dediğim “kaşarlı tost” çıkan insanlar, beni bazı söylemlerde bulunduruyor böyle bazen.

Daha dün pislikten alıp adam etmeye çalıştığın insanlar, arkasını dönüp gidiyor ya hani. Valla aslında pek takmıyorum ama insan istiyor bazı şeylerin karşılığını, bekliyor sekteye uğradığın zaman koluna girecek bi dostu. Malesef beklentiler hiç karşılanmıyor bu tür durumlarda. Üstüne bi de gereksiz bi cüretkârlık var ya. Artık  voltran olup patlıyorum.

Şimdi kendini “bok” zannedip hava almaya başlamasınlar diye kesiyorum burda. Hadi yine insanlık bende kalsın. Şairin dediği gibi:

“Dönüşüm Muhteşem Olacak :)

Size şöyle bi şarkı armağan edesim var:

 

Eskiden de tukuremezmisim ben…

Eski bi dostum anlatıyor demek isterdim şimdi…
Ama “eski bi dostum” diyebileceğim bi kişi yok “beni bilen”.
Dost dediklerimde yanıldım gibi bi yakarışa kaçmaktansa, bencil olmuşum, sadece kendime anlatmışım kendimi deyip geçiyorum şimdi.

Bu günlerde tehlikeli sulara en uzak yerlerden birindeyim, ama gel-git olayı suları ayağıma ayağıma getiriyor nedense. Hayırlısı diyorum, yürüyorum yine. Arkada bi reggae ritmi tutturmuşum, içimde buruk bi sevinç var sanki.
“Bi tarafta yakarışlar duyuyorum, diğer tarafta, taraftarlar. Benimi çağırıyorlar ne?”

Neyse bunları an be an yaşıyorum her gün… Asıl anlatmak istediğimi her zaman olduğu gibi sona sakladım.
Dün gece oturduk üç kişi, “ben, keyfim ve kahyası” gibi bi klişe kullanmak istediğim şahıslar… Sohbete daldım uzun bi aradan sonra ilk defa. Onlar anlattı ben dinledim. Onlar konuştu ben sustum.

En sonunda bana bi laf ettiler ki, dondum kaldım. Bende kalıcı olan her şey gibi.
“Eskiden de tüküremezdin sen! Hep pislik içinde kalırdı”

Döndüm ve dedim ki:
Ben Böyleyim!