Eski bi dostum anlatıyor demek isterdim şimdi…
Ama “eski bi dostum” diyebileceğim bi kişi yok “beni bilen”.
Dost dediklerimde yanıldım gibi bi yakarışa kaçmaktansa, bencil olmuşum, sadece kendime anlatmışım kendimi deyip geçiyorum şimdi.
Bu günlerde tehlikeli sulara en uzak yerlerden birindeyim, ama gel-git olayı suları ayağıma ayağıma getiriyor nedense. Hayırlısı diyorum, yürüyorum yine. Arkada bi reggae ritmi tutturmuşum, içimde buruk bi sevinç var sanki.
“Bi tarafta yakarışlar duyuyorum, diğer tarafta, taraftarlar. Benimi çağırıyorlar ne?”
Neyse bunları an be an yaşıyorum her gün… Asıl anlatmak istediğimi her zaman olduğu gibi sona sakladım.
Dün gece oturduk üç kişi, “ben, keyfim ve kahyası” gibi bi klişe kullanmak istediğim şahıslar… Sohbete daldım uzun bi aradan sonra ilk defa. Onlar anlattı ben dinledim. Onlar konuştu ben sustum.
En sonunda bana bi laf ettiler ki, dondum kaldım. Bende kalıcı olan her şey gibi.
“Eskiden de tüküremezdin sen! Hep pislik içinde kalırdı”
Döndüm ve dedim ki:
Ben Böyleyim!